Dönüyor Zaman Yayımlandı



           Zaman Yeli
 ile başlayan zaman yolculuğu sona erdi. Bu yolculuk adım adım dallanıp budaklanan yazarlığımın yeni boyutlar kazanıp derinleşmesinin de tarihidir.
           Dönüyor Zaman Kapadokya’yı vatan bilen bir kişinin kavrayışıdır, oranın dil yapısı içinden edebi sözün yapısına tanınmamış, bilinmeyen eklentiler yapar.

 Dönüyor Zaman, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş zamanı ile ilgili bir çağı görerek açılmaktadır. Asker kaçaklarını kovalayan ve cephe gerisinde doktorluk da yapan Kolağası Hakkı Bey’in etrafında düğümlenen çok aşamalı bir dönüşüme yer verir.

  Dağlarda asker kaçağı olarak gezenleri, Rum ahaliyi, mübadeleyi, Yunan iç savaşını, köy enstitülerini, Kore savaşını, Demokrat Parti’nin ilk yıllarını ve Kapadokya kiliselerinde çalışan sanat tarihçilerini konu edinir. 

            Dönüyor Zaman 1952 yılında yaşanan iki günü ve bunun yılların gerisindeki izdüşümleriyle ilgili bir olay örgüsüne yaslanır: Sözün acılı söylenişiyle, bugün artık tanımadığımız bir ülkeyi ve geçmişi anlatmaktadır. Orası hem biziz, hem değiliz. Zaman bir yel gibi gelip geçmiş ve her şeyi değiştirmiştir.
            Bu roman kendisinden önce yazılmış olan ilk üç kitapla (Zaman Yeli, Güvercine Ağıt ve Kalenderiye ile) ortak bir zemine yaslanır. Kitabın karakterleri geçmişi bilmezler ama biz okuyucular olarak oradan haberliyizdir. Bu nedenle kendisinden önce altı yüz yıldır yaşananlardan habersiz insanların, bir bakıma bilinçaltı tarihle yaşamasının tanığı oluruz. “Zamanın ruhu” “Zamanın biriktirdikleri” ya da “Zamanda iz bırakan” şeylerin önümüze zaman zaman düştüğü bir toplamdır bu. Şüphesiz, ilk üç kitabı okumadan da Dönüyor Zaman’ı okumak mümkündür. Kapadokya Dörtlüsü zorunlu olarak birbirini ilgilendiren bir olay örgüsüne sahip değildir. Birini okumadan da diğeri okunabilir. Fakat eğer baştan itibaren bu dört roman okunursa İç Anadolu’nun tarihsel bilinçaltında duran dünyayı en geniş düzeyde sezmeye başlarız: Sözcüklerin tozunu ve önümüzde şekillenen geçmişi silkelemek için bir imkân önümüzde açılabilir.

   Romanda Ürgüp-Göreme-Avanos- Zelve-Sinasos ve Çavuşin eksenli bir Kapadokya ile Kayseri Pazarören ve Yunanistan’da Nea Prokopi (Yeni Ürgüp) yer alır; fakat romanın düşünsel coğrafyası daha geniştir: Kut’ül Amare’den Hindistan’a, Sinop’tan Balkanlara varıncaya kadar pek çok yerde zihinsel bir yolculuk sürdürürüz.

   Kapadokya ile ilgili romanlar yazma yolculuğum sona ermiş görünüyor. Yine Doğdu Tanyıldızı ve Unutkan Ayna’yı da bu kapsama dahil edersek Kapadokya’yı konu edinen altı roman yazarak noktayı koymuş oluyorum.





Dörtlümüz sona erdiğine göre son olarak şunu belirtmeliyim: Kapadokya romanlarının başında deyişler ve kitabelerin yazara ait olduğu yazılıdır. Bu uyarı deyişlerin “ne kadar güzel yazıldığını” belirtmek için değil, kaynak soranların çokluğu yüzünden oraya konulmuştur.




0 yorum: